Bodrum, yalnızca merkezindeki tarihi ve turistik noktalarıyla değil, çevresinde yer alan doğal güzellikleri, antik kentleri ve geleneksel Ege köyleriyle de günübirlik geziler için oldukça zengin seçenekler sunmaktadır. Bölgede faaliyet gösteren seyahat acentaları tarafından düzenlenen kültür, doğa ve özel dönem turları sayesinde ziyaretçiler, Bodrum’un yanı sıra Muğla ve çevresindeki birçok önemli destinasyonu konforlu bir şekilde keşfedebilir.
Kültür turları kapsamında Efes Antik Kenti, Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti, Didim Apollon Tapınağı, Priene, Milet Antik Kenti, Labranda Antik Kenti ve Stratonikeia Antik Kenti gibi Anadolu’nun en önemli tarihî mirasları ziyaret edilmektedir. Profesyonel rehberler eşliğinde gerçekleştirilen bu turlar, bölgenin binlerce yıllık geçmişini yakından tanıma fırsatı sunar.
Doğa turları ise Bodrum’un çevresindeki eşsiz koylar, ormanlar ve doğal yaşam alanlarını keşfetmek isteyenler için idealdir. Jeep safari, ATV safari, doğa yürüyüşleri, tekne gezileri ve fotoğraf turları ile Gökova Körfezi, Bafa Gölü, Latmos (Beşparmak) Dağları, şelaleler ve kırsal Ege köyleri ziyaret edilebilir. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında düzenlenen doğa gezileri, serin hava ve yeşilin en canlı tonları eşliğinde keyifli bir deneyim sunmaktadır.
Resmî bayramlar ve özel tatil dönemlerinde ise Bodrum çıkışlı birçok organizasyon düzenlenmektedir. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve diğer uzun tatil dönemlerinde mavi yolculuklar, Yunan adaları turları, tekne gezileri ve çevre illere kültür turları yoğun ilgi görmektedir. Bu organizasyonlar sayesinde ziyaretçiler kısa sürede hem Bodrum’un hem de Ege Bölgesi’nin en önemli doğal ve tarihî güzelliklerini keşfetme imkânı bulmaktadır.
Konforlu ulaşım, profesyonel rehberlik hizmetleri ve önceden planlanmış gezi programları sayesinde günübirlik turlar, Bodrum tatilini daha zengin ve unutulmaz hâle getiren en popüler aktiviteler arasında yer almaktadır.
Bodrum Çarşısı, Bodrum’un tarihi, kültürel ve ticari yaşamının kalbini oluşturan en hareketli bölgelerden biridir. Bodrum Kalesi’nin eteklerinden başlayarak marina, Cumhuriyet Caddesi, Barlar Sokağı ve sahil boyunca uzanan çarşı, gündüz alışveriş yapmak isteyenleri, akşam ise eğlence ve yeme içme arayan ziyaretçileri ağırlayan canlı bir merkezdir. Dar, beyaz badanalı sokakları, begonvillerle süslenmiş taş evleri, hediyelik eşya dükkânları, sanat galerileri, kafeleri ve restoranları ile Bodrum’un karakteristik atmosferini en iyi yansıtan yerdir. Çarşı Mahallesi, Bodrum’un sosyal, kültürel ve turistik merkezi olarak kabul edilir ve Bodrum Kalesi de bu bölgede yer alır.
Tarihi Atmosfer
Bodrum Çarşısı’nın bulunduğu bölge, antik çağlardan günümüze kadar kesintisiz yerleşim görmüş tarihi bir merkezdir. Antik Halikarnassos’un kalıntıları üzerine kurulan çarşı çevresinde yürürken, modern mağazaların yanı sıra yüzyıllık taş yapılar, Osmanlı döneminden kalan sokak dokusu ve Ege mimarisinin en güzel örnekleri ziyaretçileri karşılar.
Bölgenin en önemli tarihi yapısı olan Bodrum Kalesi, 15. yüzyılda St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş olup bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Çarşı sokaklarının büyük bölümü kaleye açıldığı için ziyaretçiler alışveriş ile kültür gezisini aynı gün içerisinde rahatlıkla birleştirebilirler.
Bodrum Çarşısında Alışveriş
Bodrum Çarşısı, Türkiye’nin en zengin turistik alışveriş merkezlerinden biridir. Özellikle yaz sezonunda yüzlerce mağaza sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar hizmet verir.
Çarşıda bulabileceğiniz ürünlerden bazıları şunlardır:
Bodrum sandaletleri
El yapımı deri ürünleri
Gümüş ve doğal taş takılar
Türk lokumu ve yöresel tatlılar
Zeytinyağı ve doğal sabunlar
Seramik ve çini ürünleri
El dokuması kilimler
Pamuklu yazlık kıyafetler
Plaj kıyafetleri
Hasır çantalar
Deniz kabuğundan yapılmış süs eşyaları
Magnetler ve hediyelik eşyalar
Cam sanatı ürünleri
El yapımı ahşap objeler
Baharatlar
Organik bal ve reçeller
Özellikle Bodrum’a özgü el yapımı deri sandaletler ve kaliteli pamuklu tekstil ürünleri yerli ve yabancı turistlerin en fazla ilgi gösterdiği ürünler arasında yer alır. Çarşı aynı zamanda geleneksel Türk pazarı atmosferini korurken modern butik mağazaları da bünyesinde barındırmaktadır.
Butikler ve Tasarım Mağazaları
Son yıllarda Bodrum Çarşısı, yalnızca hediyelik eşya satan dükkânlardan ibaret olmaktan çıkmış, Türkiye’nin önemli tasarım merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Burada;
Moda tasarımcılarının butik mağazaları
El yapımı mücevher atölyeleri
Sanat galerileri
Seramik stüdyoları
Cam işleme atölyeleri
Dekorasyon mağazaları
Organik kozmetik dükkânları
Yerel üretici satış noktaları
ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Kafeler ve Restoranlar
Çarşı boyunca sıralanan onlarca kafe ve restoran, Bodrum’un sosyal yaşamının merkezini oluşturur. Deniz manzaralı teraslarda kahvaltı yapabilir, Türk kahvesi içebilir veya Ege mutfağının seçkin lezzetlerini tadabilirsiniz.
Menülerde genellikle şu lezzetler bulunur:
Taze deniz ürünleri
Izgara balık
Ahtapot
Kalamar
Karides
Ege mezeleri
Zeytinyağlı yemekler
Bodrum mandalinalı tatlılar
Dondurma
Ev yapımı limonata
Akşam saatlerinde birçok restoran canlı müzik eşliğinde hizmet vermektedir.
Barlar ve Gece Hayatı
Bodrum Çarşısı aynı zamanda Bodrum’un gece hayatının başlangıç noktasıdır. Marina çevresi ve Barlar Sokağı’na uzanan bölgede;
Canlı müzik mekânları
Kokteyl barları
Deniz kenarı publar
Gece kulüpleri
DJ performansları
Açık hava eğlence mekânları
gece geç saatlere kadar hizmet vermektedir.
Yaz aylarında çarşı sabaha kadar canlılığını korur.
Sanat ve Kültür
Bodrum Çarşısı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildir. Yaz boyunca birçok kültürel etkinlik düzenlenmektedir.
Bunlar arasında;
Sokak sanatçıları
Resim sergileri
Fotoğraf sergileri
El sanatları gösterileri
Canlı müzik performansları
Halk oyunları gösterileri
Kültür festivalleri
yer almaktadır.
Bodrum Marina Bağlantısı
Çarşının batı tarafı doğrudan Bodrum Marina’ya açılır. Marina çevresinde lüks yatlar, kafeler, restoranlar ve dünyaca ünlü markaların mağazaları bulunmaktadır.
Akşam yürüyüşleri için marina ile çarşı arasında uzanan sahil yolu Bodrum’un en güzel rotalarından biridir.
Fotoğraf Tutkunları İçin
Bodrum Çarşısı fotoğraf çekmeyi sevenler için adeta açık hava stüdyosu gibidir.
En güzel fotoğraf noktaları:
Bodrum Kalesi manzarası
Marina
Begonvillerle kaplı beyaz evler
Dar taş sokaklar
Renkli kapılar
El sanatları dükkânları
Gün batımında sahil
Balıkçı tekneleri
Işıklandırılmış çarşı sokakları
Yaz Sezonunda Çarşı
Haziran-Eylül ayları arasında Bodrum Çarşısı günün her saatinde oldukça hareketlidir.
Sabah saatlerinde alışveriş yapan ziyaretçiler ağırlıktayken;
Öğleden sonra kafeler dolmaya başlar.
Akşam restoranlar hareketlenir.
Gece ise eğlence mekânları ve barlar yoğunluk kazanır.
Yaz döneminde çarşı, yerli ve yabancı turistlerin buluşma noktası hâline gelir.
Alışveriş İpuçları
Sabah saatlerinde çarşı daha sakindir.
Akşamüstü serinliğinde yürüyüş yapmak daha keyiflidir.
El yapımı ürünlerde kaliteyi karşılaştırarak alışveriş yapmak faydalıdır.
Küçük esnaf dükkânlarında özgün tasarımlar bulma şansı yüksektir.
Yaz sezonunda akşam saatlerinde oldukça kalabalık olabileceği için erken saatlerde gezmek daha rahat bir deneyim sunar.
Ulaşım
Bodrum Çarşısı, Bodrum ilçe merkezinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır.
Dolmuşlarla ilçe merkezine ulaşılabilir.
Bodrum Otogarı’ndan yaklaşık 10 dakika yürüyüş mesafesindedir.
Marina ve kruvaziyer limanına birkaç dakikalık yürüme uzaklığındadır.
Yaz sezonunda özel araç yerine toplu taşıma tercih edilmesi tavsiye edilir.
Sonuç
Bodrum Çarşısı, alışverişin ötesinde tarih, kültür, gastronomi ve eğlenceyi bir araya getiren eşsiz bir yaşam alanıdır. Beyaz badanalı evleri, begonvillerle süslenmiş dar sokakları, tarihi Bodrum Kalesi’nin gölgesindeki dükkânları, deniz manzaralı restoranları ve canlı gece hayatıyla Bodrum’un ruhunu en iyi yansıtan yerlerden biridir. İster hediyelik eşya alışverişi yapmak, ister Ege mutfağını keşfetmek, ister tarihi atmosferde keyifli bir yürüyüş gerçekleştirmek isteyin, Bodrum Çarşısı her yaştan ziyaretçiye unutulmaz bir deneyim sunmaktadır.
Bodrum Yarımadası’nı keşfetmenin pek çok yolu vardır. Ancak bunların en keyiflisi, çevredeki eşsiz koyları ve sahil köylerini, Bodrum limanından veya yarımadanın farklı noktalarından kalkan günübirlik tekne turlarıyla gezmektir. Denizi tercih etmenin birçok nedeni vardır; çünkü deniz, özgürlüğün ve huzurun en saf halidir.
Dalgaların ritmi, hafif esen rüzgar ve masmavi sularda yol almanın verdiği huzur, doğayla kurulan en özel bağlardan biridir. Sevdiklerinizle birlikte vakit geçirmek ya da sadece kendinizle baş başa kalmak için tekne turları eşsiz bir deneyim sunar.
Peki neden özellikle Ege kıyıları? Çünkü bu deneyimi benzersiz kılan sadece tekne gezisi değil, demir attıktan sonra yaşanan anlardır. Ege Denizi boyunca uzanan bakir koylar, yerel halkın samimiyeti ve keşfedilmeyi bekleyen tarihi zenginlikler bu bölgeyi özel kılar.
Popüler Rotalar ve Duraklar
Günübirlik tekne turları; Bodrum merkez başta olmak üzere Gümbet, Bitez, Turgutreis, Gümüşlük, Yalıkavak, Türkbükü, Torba, Güvercinlik ve Yalıçiftlik gibi noktalardan hareket eder. Ayrıca daha uzun süreli mavi yolculuklar ile Gökova Körfezi’nin eşsiz koylarını keşfetmek de mümkündür.
En çok ziyaret edilen duraklar arasında:
Karaada (doğal termal suları ile ünlü)
Akvaryum Koyu
Tavşan Burnu
Meteor Çukuru
Poyraz Limanı
Orak Adası koyları
Her durakta ortalama 30–45 dakika yüzme molası verilir. Ayrıca snorkeling, su sporları ve deneme dalışı gibi aktivitelerle deneyiminizi zenginleştirebilirsiniz.
Tur Programı ve Aktiviteler
Hareket Saatleri: Sabah 09:00 – 11:30 arası başlangıç, akşam 17:00 – 18:00 arası dönüş
Aktiviteler: Jetski, parasailing, banana, su kayağı ve sörf (ekstra ücretlidir)
Fiyatlar ve Dahil Olan Hizmetler
Günlük Tekne Turu Fiyatı: Kişi başı ortalama … – … TL arasında değişmektedir.
Fiyata Dahil Olanlar:
Öğle yemeği (tavuk sote veya şnitzel, makarna/pilav, salata ve karpuz)
Mürettebat hizmeti
Liman ve palamar ücretleri
Tekne ekipmanlarının kullanımı
Sigorta
Fiyata Dahil Olmayanlar:
Alkollü ve alkolsüz içecekler (tekne barından satın alınır)
Tekne Özellikleri
Günübirlik turlarda genellikle ahşap gulet tipi tekneler kullanılmaktadır. Bu tekneler konfor ve güvenlik açısından tüm ihtiyaçları karşılayacak şekilde donatılmıştır.
13 m – 35 m uzunluk
2 – 5 kabin
2 – 5 kişilik mürettebat
12 – 60 kişi kapasite
Geniş güneşlenme alanları ve gölgelikler
Duş, tuvalet ve soyunma kabinleri
Yeterli sayıda can yeleği ve güvenlik ekipmanları
Not: Teknede hijyen ve konfor açısından ayakkabı kullanımı genellikle yasaktır.
Yanınıza Almanız Gerekenler
Tekne turuna katılırken şu eşyaları yanınıza almanız önerilir:
Mayo veya bikini
Güneş kremi
Havlu
Güneş gözlüğü
Kamera veya telefon
Kitap veya dergi
Not: Ziyaret edilen koyların çoğunda yerleşim bulunmadığı için alışveriş imkanı yoktur. Bu nedenle tüm ihtiyaçlarınızı tur öncesinde temin etmelisiniz.
Özel Tekne Kiralama
Daha kişisel bir deneyim isteyenler için özel tekne kiralama seçenekleri de mevcuttur. Kendi rotanızı belirleyebilir ve tamamen size özel bir program oluşturabilirsiniz.
Özel tur fiyatları: … TL’den başlayıp teknenin özelliklerine göre değişiklik göstermektedir.
Gaziantep’in İslahiye ilçesinde bulunan Yesemek Açıkhava Müzesi Ören Yeri, Anadolu’nun en önemli arkeolojik alanlarından biri ve dünyanın bilinen en büyük antik taş ocağı ile heykel atölyelerinden biridir. Yaklaşık üç bin yıllık geçmişe sahip olan bu eşsiz açık hava müzesi, Hitit sanatının ve taş işçiliğinin en etkileyici örneklerini günümüze taşımaktadır. Bölge, tarih boyunca birçok uygarlığın izlerini taşıyan Güneydoğu Anadolu’nun kültürel mirası içerisinde özel bir yere sahiptir.
Yesemek, Gaziantep şehir merkezinin yaklaşık 110 kilometre güneybatısında, İslahiye ilçesinin ise yaklaşık 22 kilometre güneydoğusunda yer almaktadır. Amanos Dağları’nın eteklerinde bulunan ören yeri, doğal güzelliklerle çevrili bir konuma sahiptir. Burada çıkarılan bazalt taşları, antik dönemde büyük heykellerin ve anıtsal mimari eserlerin yapımında kullanılmıştır.
Arkeolojik araştırmalar, Yesemek’in MÖ 14. yüzyılda Hitit İmparatorluğu döneminde faaliyet göstermeye başladığını göstermektedir. Atölyenin, Hitit Kralı I. Şuppiluliuma döneminde kurulduğu düşünülmektedir. Bölgede yaşayan Hurriler tarafından işletilen taş ocağı ve heykel atölyesi, yüzyıllar boyunca Yakın Doğu’nun en önemli sanat üretim merkezlerinden biri olmuştur. Daha sonra Geç Hitit krallıkları döneminde yeniden canlanan atölye, MÖ 8. yüzyılın sonlarında Asurluların bölgeyi ele geçirmesiyle faaliyetlerini sona erdirmiştir.
Yesemek’in en dikkat çekici özelliği, üretim sürecinin tüm aşamalarını gözler önüne sermesidir. Antik çağlarda taş bloklar önce ocaktan çıkarılıyor, ardından kaba şekillendirme işlemleri yapılıyor ve daha sonra kullanılacakları şehirlere gönderiliyordu. Bu nedenle bölgede tamamlanmamış yüzlerce heykel taslağı günümüze kadar ulaşmıştır. Bu durum, arkeologlara antik dönem heykel yapım tekniklerini inceleme fırsatı sunmaktadır.
Ören yerinde günümüzde üç yüzü aşkın heykel ve yontu taslağı sergilenmektedir. Bunların büyük bölümünü kapı aslanları oluşturur. Ayrıca sfenksler, oturan aslanlar, kanatlı aslanlar, dağ tanrısı kabartmaları, savaş sahneleri ve çeşitli mimari süsleme elemanları da bulunmaktadır. Özellikle sfenksler, Hitit ve Suriye sanatının birleşimini yansıtan önemli eserler arasında yer alır.
Yesemek Açıkhava Müzesi, yalnızca Anadolu tarihi açısından değil, dünya arkeolojisi açısından da büyük önem taşımaktadır. Çünkü burada bir heykel atölyesinin üretim süreci doğal ortamında korunmuş durumdadır. Bu özelliği sayesinde Yesemek, antik dünyanın adeta donmuş bir sanat merkezi olarak kabul edilir. Arkeologlar ve sanat tarihçileri için eşsiz bir araştırma alanı oluşturmaktadır.
Bölgenin uluslararası önemi, “Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi”nin 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmasıyla daha da belirgin hale gelmiştir. Uzmanlar, alanın ilerleyen yıllarda kalıcı Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için çalışmalar yürütmektedir.
Günümüzde açık hava müzesi olarak düzenlenen Yesemek, ziyaretçilere hem tarih hem de doğa ile iç içe bir gezi deneyimi sunmaktadır. Açık alanda sergilenen heykeller, çevredeki doğal manzara ile birleşerek etkileyici bir atmosfer oluşturmaktadır. Özellikle tarih, arkeoloji ve kültür turizmine ilgi duyan ziyaretçiler için Gaziantep’in en önemli destinasyonlarından biridir.
Yesemek Açıkhava Müzesi Ören Yeri, Hititlerden günümüze ulaşan taş işçiliği geleneğinin en önemli tanıklarından biridir. Binlerce yıl önce yarım kalan heykellerin hâlâ görülebildiği bu eşsiz alan, Anadolu’nun kültürel zenginliğini gözler önüne seren, geçmiş ile günümüz arasında köprü kuran benzersiz bir açık hava müzesidir.
Şeytan Dağı’nın (2130 m) yamaçlarından kaynağını alan 94 km uzunluğundaki Manavgat Çayı, antik devirde su kemerleri aracılığıyla Seleukia ve Side kentlerinin su ihtiyacını sağlarmıfl. Dağlık ve ormanlık alanlardan geçerken kanyon biçimli dar bir vadide akan çay, 1984 yılında tamamlanan Oymapınar Barajı’nda 500 hektarlık bir yapay göl oluflturduktan sonra düzlükte akmayı sürdürür ve Manavgat ilçe merkezinin kuzeyinde güzel bir flelale meydana getirir.
Deniz kıyısından Manavgat ilçe merkezine kadar 7 kilometrelik bir haliç yapan çay›n denize döküldüğü yerde geniflliği 180 m, derinliği ise ancak 4 m kadar. Çınar ağaçlarının gölgesindeki mesire yerinde, yer yer oluflan küçük anaforları izleyip suyun huzur dolu sesinin dinlenebileceği lokantalar, seyir terasları ve çay bahçeleri bulunur. Burada yemek yemeyi düflünürseniz Manavgat Çayı’nın serin sularında yetiflen lezzetli alabalıkların tadına bakabilirsiniz.
Rengarenk kır çiçekleriyle bezenmiş dağ çayırlarıyla Karadeniz’in yaylaları ladin ormanlarıyla karakterize edilir. Karadeniz kıyılarının yemyeşil görünümü ve yemyeşil yamaçları sadece bol yağıştan değil, aynı zamanda nemli ve sisli havadan da kaynaklanmaktadır. Kıyı kesimlerinden dağlara doğru çıkıldıkça nem ve sisli hava yerini pırıl pırıl bir güneş ışığına ve bol oksijenli temiz dağ havasına bırakır.
Karadeniz yaylalarında dağlar köknar, ladin, sarıçam, sedir, kayın, meşe, ıhlamur, karaağaç, gürgen, kızılağaç ve yabani fındık gibi ağaçların yanı sıra kardelen, yabani açelya, orman gülü ve sayısız kır çiçeği gibi çiçeklerle kaplıdır. Karadeniz yaylaları Sinop, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt illerinde bulunmaktadır.
Türkiye’de seyahat için yüksek sezon genellikle Nisan ortası ile Ekim sonu arasındadır. Sezon dışı dönemde sıcaklıklar çok daha düşüktür ve dağlık bölgelerde kar yağışı görülebilir. Birçok ziyaretçi ılıman havası ve az kalabalığı ile ilkbahar ve sonbaharın tadını çıkarır. Kıyı bölgeleri özellikle yaz aylarında turistler arasında popülerdir. Bunlar arasında Ege ve Akdeniz kıyıları boyunca uzanan, plajları ve yatçılık tesisleri bulunan tatil bölgeleri yer almaktadır.
Özellikle İzmir ve Antalya arasındaki kıyı şeridi, çok sayıda koy ve körfez ile yakınlardaki birçok antik kente sahiptir ve yatçılık için mükemmeldir. Çok sayıda uluslararası kalitede marina yatçılara hizmet vermektedir. Aktif gezginler için yüzme, balık tutma, su kayağı, Yamaç Paraşütü, sörf ve dalış mevcuttur. Türkiye ayrıca birçok muhteşem nehre sahiptir.
Bu nehirler kano, kayak ve rafting için idealdir. Dağcılık da ilkbahar ve yaz aylarında Türkiye’nin dört bir yanındaki sıradağlarda popülerdir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yüksek yaylaları ilkbahar ve yaz aylarında rengarenk çiçekler ve yeşil meralarla kaplanır. Doğa tutkunları, fauna ve flora çeşitliliğinin yanı sıra çevredeki manzaranın kalp durduran ihtişamının da tadını çıkaracaktır.
Türkiye’nin orta ve doğu kesimleri büyük kar birikintileri alabilir ve kar kayağı favori bir kış eğlencesidir. Türkiye’de, kar koşullarına bağlı olarak genellikle Aralık’tan Nisan’a kadar açık olan birkaç kayak merkezi bulunmaktadır.
Bozulmamış doğa, kültürel bir panorama, tarihi bir duvar halısı ve hesapsız dostluk Türkiye’de kampçıları bekliyor. Ege ve Akdeniz’in ışıltılı kıyılarından yemyeşil Karadeniz kıyılarına, el değmemiş dağ göllerinden antik kalıntıların akıldan çıkmayan güzelliğine, yüksek dağ çayırlarının tazeliğinden peri bacalarının ve yeraltı şehirlerinin sürprizine kadar Türk manzarasının coğrafi çeşitliliği ve büyüklüğü kamp maceralarına uygundur.
İster karavanla ister çadırda kamp yapmak, ziyaretçilerin turistler tarafından nadiren görülen bir Türkiye’yi görmelerini sağlar; Küçük köyler ve şirin taşra kasabalarından oluşan bir ülke, tamamen açık ve çitle çevrili bir ülke, misafirperverliği ve cömertliği ile tanınan bir ülke. Kampçılık Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Türklerin göçebe gelenekleri, beslenme alışkanlıklarından iç dekorasyon tarzlarına kadar her şeyi etkileyerek modern yaşam üzerinde güçlü bir izlenim bırakmıştır Örneğin kilimler, aslen göçebeler tarafından kullanılmış ve baharat ve sarımsakla kürlenmiş et olan pastırma, göçebe diyetin ayrılmaz bir parçasıydı.
Kıyı ovasının sıcağından kaçmak için yaz aylarında yüksek dağ çayırlarına çıkmak, bir başka kalıcı göçebe geleneğidir. Birkaçı restore edilmiş olan ortaçağ kervansarayları, doğubatı İpek Yolu’nu işaret ediyor ve erken ticari gezginlerin hareketliliğini kanıtlıyor. Gerçekten de Anadolu’nun tarihi, nüfus değişimleri ve bir medeniyetin başarılarının bir önceki medeniyetin deneyimlerine dayandığı devam eden bir kültürel simbiyoz ile işaretlenmiştir.
Türkiye genellikle ‘açık hava müzesi’ olarak adlandırılır ve kamp yapmak bu olağanüstü yeri görmenin en iyi yollarından biridir. Türkiye’nin dört bir yanında çok sayıda organize kamp alanı gezginleri ağırlıyor. Bunların çoğuna otoyol ile ulaşılabilir ve deniz kenarındadır. Bunlar bir aile tatili için ideal bir ortam sağlar; Kamp alanları su, yemek pişirme ve sıhhi tesisler sağlar ve yerel dükkanlar taze yiyecekler satarken, plajlar ve deniz hem çocuklar hem de yetişkinler için sonsuz eğlence olanakları sunar.
Karavanlar ve sırt çantalı gezginler tüm ülkeyi kamp alanı olarak düşünebilirler. Herhangi bir kasabada erzak satın alınabilir ve yerel halk arazilerini ziyaretçilerle paylaşmaktan her zaman mutlu olur. Sadece bir hatırlatma: sorumlu kampçılar kamp alanlarını temiz ve çöpsüz bırakırlar. Çevrenin tadını çıkarmak için onu korumalıyız! Yerel Türk Turizm Ofisiniz, bir gezi planlamanıza yardımcı olacak önerilerde bulunmaktan mutluluk duyacaktır. Birçok tur acentesi, maceracı gezginler için trekking gezileri, nehir raftingi ve at sırtında geziler düzenlemektedir. Kırsal bölgelere geziler için Türkiye’nin büyük şehirlerinde tam donanımlı kampçılar (karavanlar) kiralanabilir. Yolculuğunuzun tadını çıkarın!
İlk çağın en tanınmış şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes Nehri’nin akıntılarını boşalttığı körfezin civarında inşa edilmiştir. Tarıma uygun topraklar, Doğu’ya açılan önemli bir ticaret yolu olması, hem putperestlik hem de Hristiyanlık dönemlerinde çok önemli bir dini merkez haline gelmesi, tarihte büyük bir şehir olarak anılmasını sağlamıştır. Bilim ve sanat alanında tanınmış, ünlü şahsiyetler yetiştirmiştir. Bunlar rüya yorumcusu Ardemidotus, şair Callinos ve Hipponax, filozof Heraklitos, ressam Parrhasius, dil bilgini Zenodotos, doktor Soranos ve Rufus’tur.
Efes’in tarihi M.Ö.6000’lere kadar gitmektedir; bu, son dönemlerde Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde bulunan eserlerle kanıtlanmıştır. Ayasuluk Tepesi’nde gerçekleştirilen kazılar, bu alanda Erken Tunç Çağı’ndan günümüze kadar kesintisiz bir yerleşimin mevcut olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, eski Efes’in Ayasuluk tepesinde bulunduğunu ve buranın Anadolu halkları ile Hititler tarafından yerleşildiğini göstermektedir. Ayrıca Hitit yazılı belgelerinde Apasas adıyla anılan kentin bu yer olduğu da kesinleşmiştir.
Antik yazarlar Strabon ile Pausanius ve tarihçi Herodot, Efes’li şair Callinos gibi eski kaynaklar, Efes’in Amazonlar tarafından inşa edildiğini ve yerel halkın Karyalılar ile Leleglerden oluştuğunu göstermektedirler. M.Ö. 11. yüzyılda Atina Kralı Kodros’un oğlu Androklos, diğer kolonistler gibi Anadolu’ya gelerek Efes bölgesine yerleşmiştir. Söylenceye göre; Androklos, yeni bir şehir inşa etmek üzere yola çıkmadan önce kahinle görüşür. Kahin, o şehri inşa edeceği yeri bir balık ve yaban domuzunun göstereceğini belirtir.
Adamlarıyla beraber Anadolu sahillerine ayak basan Androklos, tuttukları balıkları tavada pişirirken, tavadan sıçrayan bir balığın yaydığı kıvılcımlar çalıları ateşe verir. Çalıların arkasındaki bir yaban domuzu alevlerden korkup kaçışmaya koyulur. Andraklos’un kahinden duyduklarını hatırlayarak Atina’ya biner, yaban domuzunu izler ve onu öldürür; öldürdüğü yaban domuzunun olduğu yere şehrini inşa eder. Bu efsane Hadriyan Tapınağının frizlerinde tasvir edilmiştir.
Bu kabartmaların asılları Efes Müzesi’nde sergilenmektedir. Helenler buraya vardıklarında Anadolu’nun neredeyse her yerinde olduğu gibi Ana Tanrıça Kybele’yi en yüksek tanrı olarak keşfettiler. Yerli halkla iletişim kurabilmek amacıyla Artemis’i ana tanrıçayla özdeşleştirerek aynı mekanda ibadet etmeye başladılar. Artemis Efes’te Anadolu’nun baş tanrıçası Kybele’nin yerine geçerek bereket tanrıçası durumuna gelmiştir. M.Ö. 625 yılında ilk Artemis tapınağı inşa edilir. M.Ö. 7. yüzyılda şehir Kimmerler tarafından ele geçirilir ve Artemis Tapınağı yok edilir.
M.Ö. 560 yılında Lidyalılar tarafından Efes alınır ve şehir Artemision etrafına taşınır. Bugün ziyaret edilen Efes, Büyük İskender’in generallerinden Lysimachos tarafından M.Ö. 3. yüzyılda Bülbül ve Panayır dağları arasındaki vadide inşa edilmiştir. Kent Akdeniz’in önde gelen deniz ticareti merkezlerinden biri haline gelmiştir. M.Ö. 2. yüzyılda Romalıların kontrolüne giren Efes, hızla ilerlemeye başlamış ve Roma İmparatorluğu’nun Küçük Asya’daki başkenti olarak M.S. 2. yüzyıla kadar en ihtişamlı dönemini geçirmiştir.
O dönem kentin nüfusu 250 bin civarındaydı. Gerçekleşen büyük depremler ve Bizans Dönemi’nde Küçük Menderes’in getirdiği alüvyonlarla dolan limanın bir bataklık haline gelmesi ve sıtma salgınının ortaya çıkması nedeniyle şehir terk edilir. Efesliler, kentin ilk kurulduğu yer olan Ayasuluk tepesine yerleşim gerçekleştirirler. 1304 yılında Selçuklular tarafından alınan şehir, 1426 yılında Osmanlı topraklarına dahil olur. 1914 yılında Ayasuluk ismi Selçuk olarak değiştirilmiştir. 1957 yılında İzmir’in bir ilçesi haline gelmiştir.
Sıcak hava balon turları için dünyanın en iyi yeri Kapadokya bölgesidir. Dünya içerisinde doğa ve tarihin en güzel şekilde bir araya geldiği yerdir. Coğrafi olaylar garip kaya oluşumları oluştururken, tarihsel süreç boyunca insanlar bu toprak sütunların içine evler ve kiliseler oyarak ve fresklerle süsleyerek bin yıllık uygarlıkların izlerini taşımışlardır. Kapadokya’da ‘mutlaka görülmesi gereken’ pek çok yer var, örneğin; çeşitli ‘peri bacaları’, Göreme Vadisi, Göreme Milli Parkı, kaya kiliseleri, kaymaklı, Derinkuyu veya Özkonak yeraltı şehirleri, Zelve Vadisi, Avanos, çanak çömlekleriyle birlikte, Uçhisar ve Ortahisar kaya kalesi, Ihlara Vadisi, Kızıl Vadi ve Soğanlı.
Dünyada ilk kez var olması 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan balonla uçuş sporu, ülkemizde de yoğun bir şekilde ilgi görmektedir. Uzun yıllar boyunca bireysel spor amacı ile yapıldığı gibi, ülkemizin turistik bölgelerinde bölgesel aktiviteler sırasında balonla şehir turları da yapılmaktadır. Balon, içine doldurulan sıvı propan gazının ısıtılması ile havalanır. Uygun rüzgar altında (10 km/s’nin altında) sakin bir uçuşla uzun süre havada kalabilirsiniz. Uygun uçuş yüksekliği 500 – 1500 feet arasında olan, irtifa kazanımı ve kaybı olan balon yönlendirme, hızını değiştirme, deneyimli bir pilot tarafından kolaylıkla yapılabilmektedir.
Balonun Yapısı
Sepet içerisinde genellikle hafif ve sentetik bir malzeme olan “vimin”den imal edilen ve balonun yolcularını taşıyan propan gazı tüpleri, altimetre, termometre, havaalanı ile haberleşme için kablosuz, varyometre ve yangın söndürücüler bulunmaktadır. Propan tüpleri, yaklaşık 20 kg. Sepet içindeki her bir ağırlık, balonun genişlemesini koruyan propan gazı içerir. Her tüp, balona yaklaşık 40 – 45 dakikalık bir uçuş imkanı sağlar.
Balonun toplam kaldırma kuvveti 771 Kg civarındadır. Balonun kalkışı, balonun içine doldurulan propan gazının, altındaki fırınlar vasıtasıyla ısıtılması ile sağlanır. Fırınlar balonun hacmine göre 2 veya 3 adet olabilir. Balonun içindeki ısı asla 120 dereceyi geçmemelidir. Uçuşu durdurarak inişi sürdürmek için içine kırmızı ip çekilir. Bu sayede aktif düşen valf, içindeki havanın hızlı bir şekilde dışarı atılmasını sağlar. İç havanın boşaltma hızının yetersiz olması durumunda balonun üst kısmında bulunan acil durum deliği açılır.