Doğa odaklı turizm faaliyetlerine olan ilgi arttıkça doğaya zarar vermeden yapılan sporlar da önem kazanmaktadır. Rafting de bu sporlardan biridir ve en centilmen rekabeti temsil eder. İnsanoğlu yüzyıllar boyunca nehirlerin güzelliğinden etkilenmiş ve onları yaşam kaynağı haline getirmiştir. Bugün, onların coşkusuna meydan okumaya ve bedenini ve zihnini bu doğal güçle karşı karşıya getirmeye ihtiyacı var.
Raftingin doğuşu kuşkusuz insanoğlunun nehirde yüzen bir dalı ilk kez kavramasıyla başlamıştır. Günümüzde rafting, Batı dünyasında popüler bir spordur. Hızlı nehirlerde, kalın lateks malzemeden yapılmış şişirilmiş botlarda 4 ila 12 kişi ile yapılan bu spor, insanın fiziksel enerjisini, zihnini, coğrafi kontrolünü ve fiziksel ve psikolojik dayanıklılığını bir arada gerektirir. Sporcuların doğaya karşı verdikleri bu mücadelede sahip oldukları tek koruma can yelekleri ve kasklardır.
Hedefe ulaşmak, tüm zorluklara rağmen bir nehrin vahşi akıntısına karşı mücadele ettikten sonra nihai tatmindir. Nehrin rehberliğinde bozulmamış doğayı keşfetmek, rafting ile yaşanabilecek en büyük zevktir. Türkiye’de birçok akarsu rafting ve kano sporları için uygundur. Çoruh nehrinin yanı sıra Karadeniz Bölgesi’nde Fırtına, Berta, Barhal, Oltu ve Harşit Nehirleri, Akdeniz Bölgesi’nde ise Göksu, Köprüçay, Manavgat ve Ejder Nehirleri ile Cehennem Çayı rafting için mükemmel rotalardır.
Rafting, doğaya zarar vermeden, aşırı yapılaşmaya veya kirliliğe yol açmadan yapılır ve gerçek anlamda doğa dostudur. Raftingin teşvik edilmesi hem Türkiye’nin turizmi açısından hem de doğa koruma bilincinin gelişmesi açısından olumlu bir etki yaratacaktır. Büyük macera, sporun en heyecanlısı.
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.