Termal Kaplıcaları, şifalı suları ile benzersiz bir zenginlik ve konforlu tatil imkanı sunuyor

Türkiye’ye yapılacak bir ziyaret, ister bir sağlık sorununu tedavi etmek, ister sadece doğal mineral banyolarının yatıştırıcı sularında lüks yaşamak için olsun, ülkenin en iyi bilinen kaplıcalarından birine uğramadan tamamlanmış sayılmaz. Yaşam kalitesi ve korunmasında büyük önem taşıyan doğal tedavi yöntemlerinden biri olan termal sulara olan ilgi artış göstermeye devam etmektedir. Hem sağlık koruma, hem tedavi olma arzusu hem de zinde kalma isteği, bunun yanı sıra dinlenme ve tatil yapma fırsatları bu talebi sürekli kılmaktadır.

Türk kültüründe yüzyıllardır var olan kaplıca çadırcılığı geleneği de bu isteğin tarihi arka planını meydana getirmektedir. Mesela, Sivas bölgesinde yakın geçmişe kadar kurulmuş olan Çermik çadırları, bu durumun en güzel örneklerinden biridir. Ayrıca birçok kaplıca hakkında farklı efsaneler, hikayeler ve anlatılarla buranın şifa verici özelliği manevi ve psikolojik olarak da güçlendirilmektedir.

Termal tesislere gitmek, günümüzde ulusal düzeyde yaygın bir toplumsal alışkanlık haline geliyor. Özellikle bedensel ağrılar, romatizma ve cilt hastalıkları bu isteğin şifa arzusuyla bağlantılı olan en önemli temelini oluşturmaktadır. Bu talebin yanında Türkiye’de deniz ve kıyı bölgelerine gitmeyen, kara alanlarında yaşayan, ekonomik durumu iyi olan ve harcama kapasitesi olan büyük bir müşteri grubu mevcuttur.

Bu nedenle günümüzde kaplıcalar bir turizm dalına dönüşmüş olup, oteller, pansiyonlar ve hatta evlerin geçici kiralamaları ile varlıklarını sürdürmektedir. Son yıllarda insan sağlığı için şifalı olmasının yanı sıra daha çok dinlendirici ve enerjik kalma etkilerinden faydalanmak için sektöre ilgi artmaya başlamıştır. Bu nedenle mevcut pazarın büyümeye devam ettiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sitemize anlatılan kaplıcalardan birinde mola vermek, Türkiye’nin en ünlü destinasyonlarına yapılan bir turla kolayca birleştirilebilir. Türkiye’nin doğal kaplıcalarının sağlık veren özellikleri antik çağlardan beri ünlüdür.

Hierapolis antik kenti, Pamukkale’nin zengin maden sularının bulunduğu yere inşa edilmiştir, burada buharı tüten su, dağın yamacından aşağı akarken yeryüzünde devasa dairesel havzalar oymuştur ve yamaçları göz kamaştırıcı beyaz kalkerli kayalardan oluşan pürüzsüz bir tabakayla kaplamıştır.

Antik Likya kenti Kaunos’un sakinleri, yakınlardaki Köyceğiz Gölü’nün mineral bakımından zengin çamurunda yıkandılar.

Yorumlar

Bir yanıt yazın